• İstanbul
    °C
  • Ankara
    °C
  • İzmir
    °C
A A A

Din ve Siyâset

Risale-i Nur mesleğinin temel taşlarından birisi de, din ve siyaset dengesidir. Bu dengeyi bulamayan veya koruyamayanlar çok yanılır ve yanıltırlar. Ne yapacaklarını ve nasıl hareket edeceklerini bilemezler. Mesleğin bu alana
2013-05-21, 22:54:39
Okunma: 286
0 Yorum
Sami CEBECİ
sami_cebeci@hotmail.com
Din ve siyaset
 
Risale-i Nur mesleğinin temel taşlarından birisi de, din ve siyaset dengesidir. Bu dengeyi bulamayan veya koruyamayanlar çok yanılır ve yanıltırlar. Ne yapacaklarını ve nasıl hareket edeceklerini bilemezler. Mesleğin bu alana taallûk eden ölçülerini bilenler ise, elinde pusulası olan kaptan gibi rotasından hiçbir zaman şaşmaz ve her türlü hadise dalgaları arasında dosdoğru yoluna devam ederler.
 
İnsanlık tarihine bakıldığı zaman, din siyasetten bağımsız, kutsal ve ortak değer olması lâzım gelirken, siyasetle uğraşanlar ve devlet gücünü ele geçirmeye çalışanlar çoğu zaman dini siyasetlerine âlet etmiş ve kutsal değerleri dünya ikbal ve hedeflerine basamak olarak kullanmışlardır.
Hıristiyan dünyasında üç yüz sene dâhilî savaşlara sebebiyet veren mezhep savaşları Avrupa’yı bir kan gölüne çevirmesinden dolayı lâiklik devreye girmiş ve din ile siyasetin birbirinden ayrılmasına çalışılmıştır. Ne kadar başardıkları ise tartışma konusudur.
İslâm dünyasına bakıldığında, bilhassa Emevî siyasetlerindeki iktidar mücadeleleri ve saltanat kavgaları, daha sonraki dönemlerdeki dâhili çekişmelerde dinden yararlanma gayretleri; dinin neden siyaset arenasından yüksekte tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Günümüz Türkiye’si güya lâik bir cumhuriyettir. Din ile siyaset birbirinden ayrılmıştır. Fakat Diyanet İşleri Başkanlığını bir bakanlığın emrine veren, dini siyasetin kontrolünde tutan ve minberden çoğu zaman siyasî hutbeler okutturan bir uygulama, bu laikliğin de bize has olduğunu gösteriyor. Din siyasete karışamıyor, ama siyaset ve devlet her vesileyle dine karışabiliyor. Hâlbuki din, milletin mukaddes ortak değeridir. Ne siyasî partiler ve ne de devlet gücünü elinde bulunduran mahfiller, asla ve kat’a dini siyasete âlet etmemelidirler. Gerçekte ise, siyaset ve devlet dine hizmet etmelidir.
Din hizmeti, her türlü şaibeden uzak ve sırf Allah rızasını kazanmak maksadıyla yapılması gereken bir hizmettir. Gönüller üzerine kurulu bir irşat ve tebliğ vazifesidir. “Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr için başkasını irtica ile ve dini siyasete âlet yapmakla itham ederler.” (D.H. Örfi s. 20) tesbitini yapan Bediüzzaman çok önemli bir ikazda bulunuyor. Cumhuriyet döneminde din ve dindarlar üzerinde devlet ve yargı gücünü dehşetli bir baskı aracı olarak kullanan zihniyet, Bediüzzaman’ı da irtica ile ve dini siyasete âlet etmekle suçladı. Fakat mahkemelerde bunun isbatını bir türlü yapamadılar. Bundan dolayı mahkemeler hep beraatla sonuçlandı.
“Din dâhilde menfi bir tarzda istimal edilmez.” ikazını yapan Bediüzzaman, din namına siyasetin ölçüsünü net olarak şöyle ortaya koyuyor:
“Dediler: ‘Dinsizliği görmüyor musun, meydan alıyor. Din namına ortaya çıkmak lâzım.’
“Dedim: Evet lâzımdır. Fakat kat’î bir şart ile ki, muharrik (hareket noktası), aşk-ı İslâmiyet ve hamiyet-i diniye olmalı. Eğer muharrik ve müreccih, siyasetçilik veya tarafgirlik ise, tehlikedir. Birincisi hata da etse, belki ma’füvdür (affedilir.) İkincisi isabet de etse, mesuldür.
“Denildi: ‘Nasıl anlarız?’
“Dedim: Kim fâsık siyasetdaşını, mütedeyyin (dindar) muhalifine, su-i zan bahaneleriyle tercih etse, muharriki siyasetçiliktir. Hem umumun mâl-i mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kavî bir ekseriyette, dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise, muharriki tarafgirliktir.” (Sünûhat, s. 50)
Bu ölçülere bakıldığı zaman bu ülkede din, siyaset malzemesi olarak çok kullanıldı. Hatta verilen oylara bakılarak Müslüman sayımı yapıldı. Mukaddes değerler, siyasetli cemaatler tarafından her fırsatta dünya makamlarını elde etmek için acımasızca malzeme yapıldı. Bundan da en çok dinimiz zarar gördü. Dine hizmet edeceğim diye yapılan yanlışlar, bazı insanları dinden soğuttu. Hâlbuki “dine imale etmek (meylettirmek) ve iltizama teşvik etmek ve vazife-i diniyelerini ihtar etmekle dine hizmet olur.” (Sünûhat, s. 50) tesbiti çok önemliydi. Siyaset yoluyla dine hizmet edeceğim arzusuyla harcanan onca paralar ve emekler, siyasetten bağımsız yalnızca sâfi din hizmetine harcansaydı, acaba bu gün ülkemizdeki samimî dindarların oranı çok daha yukarılarda olmaz mıydı?
Dindar kimlikle yapılan siyasetlerin sonucu da açıkça görülüyor. Yapılan hataların, siyasetli cemaatlerin dindarlıklarından dolayı İslâm’a yüklenmesi, bilerek veya bilmeyerek dine verilebilecek en büyük zarardır. En son kurtuluş reçetesi olan İslâm’ı nazardan düşürmeye sebeptir. Dünyevî makamların cazibesi bu hakikati görmeye engel olsa da gerçek budur.
Bediüzzaman’ın topuz olarak nitelendirdiği siyaset gücüyle toplumu dindarlaştırmaya çalışmanın da doğru olmadığını şu tesbitleriyle ortaya koyuyor: “Topuz böyle bir zamanda kalbi ıslâh etmez. O vakit küfür kalbe girer, saklanır, nifaka inkılâp eder. Hem nur, hem topuz; ikisini, bu zamanda benim gibi bir âciz yapamaz. Onun için bütün kuvvetimle nura sarılmaya mecbur olduğumdan, siyaset topuzu ne şekilde olursa olsun bakmamak lâzım geliyor.” (Lem’alar s. 269) Bu hassasiyetini başka bir surette nazara veren Bediüzzaman “Nur Risalelerinin ve Nurcuların siyasetle alâkaları yok. Ve Risale-i Nur rıza-i İlâhiden başka hiçbir şeye âlet edilmediğinden, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur’un mensupları, içtimâî ve siyasî cereyanlara karışmak istemiyorlar. Yalnız Sebilürreşad, Doğu gibi mücahitler iman hakikatlerini ehl-i dalâletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh-u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz.—fakat siyaset noktasında değil. Çünkü iman dersi için gelenlere tarafgirlik nazarıyla bakılmaz. Dost düşman derste fark etmez. Hâlbuki siyaset tarafgirliği, bu mânâyı zedeler.” (Emirdağ Lâhikası s. 545)    
Bu nokta-i nazardan, hürriyetçi ve demokrat bir kimliğe sahip olan Demokrat Parti’yi, Bediüzzaman’ın niçin öne çıkardığı ve dindar kimlikli partilere niçin iltifat etmediği daha iyi anlaşılıyor. Bu noktanın da ölçülerini çok iyi anlayıp hayata tatbik etmek, başlı başına ayrı bir dikkat gerektiriyor.
22.05.2013

Kaynak: YeniAsya.com.tr

Risale Talim Haber - QR code

Mobil cihazınızı okutun ve paylaşın.
Her türlü mobil cihazı desteklemektedir. (iOS, Android, Symbian)

Paylaş :
Etiketler :
HABER İLE İLGİLİ
Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.

Facebook İle Yorum Yap

Twitter'dan Takip Et!

Yazarın Diğer Haberleri

2014-04-22, 22:03:28
2014-04-08, 23:30:32
2014-04-01, 22:20:21
2014-03-25, 15:05:01
2014-03-18, 15:48:38
2014-03-11, 23:25:43
2014-02-19, 01:05:33
2014-02-11, 22:18:38
2014-02-05, 00:30:31
2014-01-22, 01:10:43
2014-01-14, 23:22:31
2014-01-07, 22:33:22
2013-12-31, 23:15:13
2013-12-24, 23:35:22
2013-12-17, 22:57:47
2013-12-10, 15:17:17
2013-12-04, 00:01:27
2013-11-26, 15:10:22
2013-11-13, 00:37:45
2013-11-05, 23:01:36
2013-10-23, 23:07:11
2013-09-24, 20:00:24
2013-09-17, 23:22:53
2013-08-28, 00:21:43
2013-08-20, 21:51:04
2013-07-31, 00:24:20
2013-07-24, 00:41:50
2013-07-10, 00:07:33
2013-07-02, 22:34:24
2013-06-26, 02:19:37
2013-06-18, 22:31:06
2013-06-06, 23:17:45
2013-05-28, 23:11:05
2013-05-21, 22:54:39
2013-05-14, 23:38:16
2013-04-23, 23:41:33
2013-04-10, 00:11:55
2013-04-03, 00:24:22
2013-03-26, 22:02:11

Kategorilerden Diğer Haberler

RİSALE TALİM YAZARLARI
YENİ ASYA YAZARLARI
EN ÇOK OKUNAN HABERLER
EN ÇOK YORUMLANAN HABERLER
RİSALE TALİM FORUM'DAN BAŞLIKLAR
ARŞİV'DEN HABERLER
ANKET
Risâle Tâlim Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?
  • Çok Güzel
  • Güzel
  • Daha İyi Olabilirdi

GÜNÜN KARİKATÜRÜ


Tarih : 22.04.2014


Site Haritası RSS Beslemeleri