• İstanbul
    °C
  • Ankara
    °C
  • İzmir
    °C
A A A

Dost Kime Denir?

Suna Durmaz’ın "Dost kime denir?" Yazısı.
2013-02-06, 10:50:10
Okunma: 537
0 Yorum
resim

Dost kime denir?

Maddiyat rüzgarlarının kasıp kavurduğu şu kasâvetli dünyada bunalan ruhlar,mânen nefes alabilmek ve rahatlamak için kendine dost arar. Peki, ruhları rahatlatabilecek dost kimdir? İşte bu soruya Bediüzzaman Said Nursî son derece veciz olan şu sözlerle cevap vermiştir: “Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise her şey dosttur.”

Evet;  hiç şüphesiz ki gerçek dost olan ancak Allahtır. Ondan sonra da, bize Allah ve Resûlünü, dünyanın Cennet ve Cehenneme doğru akan  bir nehir olduğunu, halis niyetle salih ameller yapmamızı hatırlatan kişiler dostumuzdur.
İşte bu tür insanlarla  konuştuğumuzda, kendimizi güller ve yakutlarla bezenmiş misk kokulu efsunlu diyarlara doğru geziye çıkmış hissederiz!
«««
“Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Nahl Sûresi, 18. âyet)
Yukarıdaki âyetten de anlaşılacağı gibi, Allah (cc) insana sayısız nimet vermiştir ve bu nimetler karşılığında bizden şükür ve hamd istemektedir. Evet, şükür ve hamd ile nimetler artmakta ve bundan da yine insanın kendi faydalanmaktadır. Ne yazık ki; âciz ve gâfil olan insan, İlâhî bir ikram olarak kendine verilen birçok  nimetin farkına dahi varamamaktadır. Farkına varamadığımızdan dolayı şükrünü eda edemediğimiz, neticede de elimizden uçup giden sayısız büyük nimetlerden biri de hiç kuşkusuz dostluktur. Maddî hayatın yüreklerimizi kirlettiği bu asırda, dostluk yüreklere temiz hava girmesini sağlayan  bir pencere hükmündedir.
Bu gerçeği bildiğimiz hâlde; ne yazık ki bazen can penceremizi kendi ellerimizle kapatıyoruz . Böylece, Peygamberler ve şehitlerin gıpta ettiği çok büyük bir nimeti kaybederek hüsrana uğruyoruz.
“Benim celâlim adına birbirlerini sevenler var ya! Onlar için nurdan öyle minberler vardır ki, Peygamberler ve şehitler gıpta ederler.” (Hadis-i Kudsî)
«««
Cenâb-ı Allah, mü’min erkeklerden beş vakit namazlarını camide kılmalarını istiyor. Bu da olmazsa, her Cuma günü mutlaka camide toplanmalarını emretmiş. Bu emrin birinci maksadı Allah’ı zikretmektir. İkinci maksadı ise, mü’minlerin Allah yolunda dost olmalarını sağlamaktır.
Evet; dostluk bir bebek gibi, bir çiçek gibi itina ister. Büyütülmesi için karşılıksız sevgi, fedakârlık ve sabır gerekir. Dikkat edilmeyip ihmal edilince, yavaş yavaş solar; sonra da ölüp gider! Bir bebeğin veya bir çiçeğin büyüdüğünü gördüğümüzde çok seviniriz öyle değil mi?  İşte dostluğun da böyle büyüyüp serpildiğini görmek insana müthiş mutluluk verir. Lâkin, bir çok insan bu büyük mutluluktan kendini mahrum etmektedir. Nasıl mı? Şeytanın mü’minlerin dost olmalarından nefret ettiğini, bütün gayretiyle kardeşler arasına fitne sokmak istediğini biliyoruz. Buna rağmen, dostumuza dünyevî sebeplerle gönül koyuyoruz. Bazen de, bu gönül koymak büyüyerek dargınlığa ve dahası alâkayı kesmeye kadar gidebiliyor. Oysa; sıcak anne kucağı gibi göğsüne yaslanılan, kendine söylenen sırları sadık kara toprak gibi saklayan bir dostu kaybetmek ne kadar büyük bir zarardır!
Dessâs olan şeytanın en çok yıkmak istediği dostluklar Kur’ân etrafında kurulmuş olan dostluklardır. Şeytan insanları hidâyete erdiren Kur’ân-ı Kerîm’den nefret ettiği gibi, onu okuyup anlamaya çalışmak için oluşturulan meclislerden ve bu meclislerde bulunan insanlardan da nefret eder.
“Şüphe yok ki şeytan aralarına fesat sokar. Şüphe yok ki, şeytan insana apaçık düşmandır.” (İsra Sûresi 53. âyet)
Kur’ân nuruyla nurlanmış insanlar arasında bulunan kuvvetli dostluğun maddî sebepler yüzünden yıkılamayacağını çok iyi bilen şeytan, fitne çıkarabilmek için  farklı yollar arar. Ve sonunda hedefini belirler. Hedef: Bu insanların İslâm’a hizmet hakkında ileri sürdükleri farklı içtihatları içtihat mefhumundan çıkarıp, nefsî okşayan âdi görüşler hâline dönüştürmektir.
Fıtraten kendi görüşünün doğru olduğu inancına meyilli olan insan, hizmet hakkında yürütülen içtihatlardan en doğrusunun değil, kendi görüşünün kabul görmesini arzular. Böylece; el-iyâzübillah şeytanın tuzağına düşer!
06.02.2013
Suna DURMAZ
durmazsuna@yahoo.com

durmaz36@hotmail.com

Yeni Asya

Risale Talim Haber - QR code

Mobil cihazınızı okutun ve paylaşın.
Her türlü mobil cihazı desteklemektedir. (iOS, Android, Symbian)

Paylaş :
Etiketler :
HABER İLE İLGİLİ
Henüz yorum yok, ilk yorumu siz yapın.

Facebook İle Yorum Yap

Twitter'dan Takip Et!

Kategorilerden Diğer Haberler

RİSALE TALİM YAZARLARI
YENİ ASYA YAZARLARI
EN ÇOK OKUNAN HABERLER
EN ÇOK YORUMLANAN HABERLER
RİSALE TALİM FORUM'DAN BAŞLIKLAR
ARŞİV'DEN HABERLER
ANKET
Risâle Tâlim Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?
  • Çok Güzel
  • Güzel
  • Daha İyi Olabilirdi

GÜNÜN KARİKATÜRÜ


Tarih : 17.04.2014


Site Haritası RSS Beslemeleri