• İstanbul
    °C
  • Ankara
    °C
  • İzmir
    °C
A A A

Hürriyet Bayrakdârı Nâmık Kemâl

M.Ali Kaya’nın "Hürriyet Bayrakdârı Nâmık Kemâl"
2013-01-10, 00:01:34
Okunma: 1306
1 Yorum
M. Ali KAYA
malikaya_111@hotmail.com

Hürriyet Bayrakdârı Nâmık Kemâl

Nâmık Kemal: (21 Aralık 1840, Tekirdağ - 2 Aralık 1888, Sakız Adası)
 
Hayâtı:
21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da dünyaya geldi. Babası Mustafa Asım Bey annesi Fatma Zehra hanımdır. Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine Mehmet Kemâl adını vermiştir. Çocukluğu anne tarafından dedesi Tekirdağ vali yardımcısı olan Abdullatif Efendi’nin yanında geçti. Tayin Afyon’a çıkınca Afyonkarahisar’a gittiler. 1848 yılında annesi Afyon’da kaybetti. Mehmet Kemâl dedesinin memuriyetinden dolayı İstanbul, Kars gibi çeşitli yerlerde eğitimini yapmak durumunda kaldı. Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendiden divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık ve cirit dersleri aldı. 
 
1855’de İstanbul’a geldi. Babasının Filibe Mal Müdürü ve dedesinin de Sofya Kaymakamı olmasından dolayı Mehmet Kemal de Filibe ve Sofya’da bulundu. Dedesinin arkadaşı Binbaşı Eşref Bey Mehmet Kemal’e “Namık” lakabını verince adı Namık Kemal kaldı. Sofya’da Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Feride, Ulviye ve Ali Ekrem isimlerinde üç çocuğu oldu.
 
1857’de İstanbul’a döndü ve Bâb-ı Âli Tercüme odasında memurluğa başladı. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı. Sofya’da şiir yazmaya başlayan Namık Kemal İstanbul’da kısa sürede şairler arasında tanındı. Arap Fars edebiyatına vakıf oldu. Leskofçalı Galip Bey ile yakın dostluk kurdu ve onun başkanlığında kurulan “Encümen-i Şuarâ” adlı şairler topluluğuna katıldı.
 
1863 yılından itibaren dört sene daha “Tercüme Odasında” görev aldı ve bu esnada Batı Edebiyatı ile tanıştı. İbrahim Şinasi ile tanıştıktan sonra hayatı değişti. Tarih ve Hukuk alanında kendisini geliştirdi. Batı edebiyatına merak sardı. Fransızcayı öğrendi. Tasvir-i Efkâr’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. Bu yazılarında “hak, millet, vatan, hürriyet ve millet meclisi” gibi kelime ve terimleri kullandı ve yaygınlaştırdı.
 
1865’de Şinasi “Tasvir-i Efkâr” isimli gazetesini Namık Kemal’e bırakarak Fransa’ya gitti. Namık Kemal tek başına bu gazeteyi çıkarmaya devam etti. Aynı dönemde “İttifak-ı Hâkimiyet” isimli bir dernek kurdu. Bu derneğin amacı bir Anayasa hazırlamak ve parlamenter bir yönetim sistemi kurma fikrini yaygınlaştırmaktı. Bu nedenle hükümetin baskıya dayanan yönetimini eleştiren yazılar yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir makale 1867’yılında gazetesi kapatıldı. Kendisi de Vali Muavini olarak Erzurum’a atandı.
 
Namık Kemal Erzurum’a gitmek yerine Ziya Paşa ile Fransa’ya gitti. Paris’te Mısır prensi Mustafa Fazıl Paşa’nın himayesinde “Yeni Osmanlılar Cemiyeti” üyesi oldu. Mustafa Fazıl Paşa’nın desteği ile “Muhbir” adında bir gazete çıkarttı. Ancak Ali Suavi ile anlaşamayan Namık Kemal Muhbir’den ayrıldı. Sultan Abdulaziz Fransa’ya ziyarete gelince Fransız Hükümeti “Jön Türklerim” Fransa’yı terk etmelerini istedi. Namık Kemal de bazı arkadaşları ile birlikte Londra’ya gitti ve orada “Hürriyet” isimli bir gazete çıkardılar. Mustafa Fazıl Paşa’nın Sultan Abdülaziz ile anlaşarak İstanbul’a dönmüştü. Namık Kemal’e Hürriyet gazetesini kapatmasını istedi. Ziya Paşa ile Namık Kemal kendi gayretleri ile çıkarmaya devam etti. 1870’de Sadrazam Âli Paşa ile barışan Namık Kemal İstanbul’a döndü.
 
Siyasetten uzak durmak ve yazı yazmamak şartı ile affedilen Namık Kemal İstanbul’a döndükten sonra “Diyojen” isimli mizah dergisinde imzasız fıkralar yazı. Sadrazam Ali 1872’de Paşa’nın ölümünden sonra “İbret” isminde bir gazete çıkararak yeniden muhalefete başladı. Gazetesi sık sık kapatıldı. Sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılarından dolayı Mutasarrıf olarak Gelibolu’ya atandı. Gelibolu’da “Vatan Yahut Silistre” isimli oyunu ve “Evrak-ı Perişan” isimli eserini tamamladı.
 
Namık Kemal bir taraftan “İbret Gazetesi”ne başmuharrir olarak ve Ebuzziyâ’nın çıkardığı “Hadika” gazetesine Namık Kemal imzası ile yazı göndermeye devam etti. Bunun üzerine bir bahane ile Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı. Memuriyet görevinden alındığı zaman 1872’den sonra Gelibolu’dan İstanbul’a döndü ve “İbre” Gazetesinin başına geçti. Bir müddet sonra bir makalesinden dolayı gazetesi kapatılınca tiyatro ile ilgilenmeye başladı. 1 Nisan 1873 tarihinde “Vatan Yahut Silistre” piyesini sahneledi. Piyesi seyrederek coşan halkın olay çıkarması üzerine Namık Kemal dört arkadaşı sürgüne gönderildi. Namık Kemal Magosa’ya, Ahmet Mithat ile Ebuzziya Tevfik Bey Rodos’a, Menâpirzâde Nuri ve Bereketzâde Hakkı Beyler de Akka’ya sürgüne gönderildiler. 
 
Nâmık Kemal’in Kıbrıs (Magosa) sürgünü 38 ay sürdü. Son derece olumsuz şartlarda yaşamak durumunda kalan Namık Kemal pek çok hastalıkla da mücadele etti. Eserlerinin birçoğunu da bu sürgünde tamamladı. Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Bu esnada Osmanlı tahtına II. Abdülhamit geçmiş bulunuyordu. Sultan Abdülhamit Osmanlı Anayasası olan “Kanun-i Esasi”yi yazacak komisyona on da üye olarak kabul etti. Ancak yazdığı bir şiirinden dolayı Girit Adasına sürgün edildi. Oradan Midilli Adasına geçti. Sonra Midilli Mutasarrıfı olarak görevlendirildi.
 
1879-1883 yılları arasında Midilli’de mutasarrıf olduğu yıllarda hazine gelirlerini artırdı, kaçakçılığı önledi ve 20 Türk okulu açtı. 1882’de “Nişan-ı Osmanî” madalyası ile ödüllendirildi. “Vaveylâ” “Murabba” ve “Vatan veya Hürriyet Kasidesi”ni yazdı. Magosa’da başladığı “Celaleddin-i Harzemşah” isimli kitabını tamamladı. Bu eseri ile “İslam Birliği İdealini” canlandırmayı amaçladı.
 
1884 yılında Rodos Mutasarrıfı olarak görevlendirildi. Burada da padişahın takdirini kazanarak “İmtiyaz” madalyası ile ödüllendirildi. 1887’de Rodos’tan Sakız Adasına mutasarrıf olarak görevlendirildi. Burada 2 Aralık 1888 tarihinde henüz 48 yaşında vefat etti.
 
Şahsiyeti:
Hürriyet aşığı, vatanperver, mütedeyyin, çalışkan, prensiplerinden taviz vermeyen bir fikir adamı olan Namık Kemal'in hayatı, daha ilk yıllarından itibaren il il dolaşmakla başlayıp memleket memleket sürgünde noktalanır.
 
Namık Kemal Osmanlı’nın batıdan gelen çok çeşitli fikir akımlarının tesiri altında kaldığı ve Osmanlı topraklarına pek çok müdahalelerin yaşanarak kayıpların arttığı bir dönemde yaşamıştır. Vatanın bütünlüğü ve Osmanlı’nın ilerlemesi konusunda kafa yoran ve idarecilere yol gösteren bir fikir adamıdır. Ona göre “Vatan, Hürriyet, Hukuk, Uhuvvet, Hâkimiyet, Hürmet, Merhamet ve Muhabbet” gibi manevi değerleri korumanın yolu vatanı korumak ve ülkeyi bu dini ve manevi değerler etrafında bir araya getirmekle mümkündü. Hürriyet ve Vatan aşkını dininden ve samimi inancından almış iyi bir Müslüman olan Namık Kemal bu aşkı başkalarına da vermek ve herkesle paylaşma istemiş ve bu nedenle Basın ve Yayına önem vermiştir. 
 
Namık Kemal Hürriyeti savunurken bu hürriyetin ancak “Kanun Hâkimiyeti” ile sağlanacağını savunmuştur. O Avrupa’nın yeni fikirlerini ve tekniğini alırken dini ve manevi değerleri koruyarak geliştirilmesini de istemiş ve bunun için mücadele vermiştir. Adil bir yönetimin de ancak “Parlamenter Sistemle” kurulabileceğini müdafaa etmiştir. Ona göre gerçek hürriyet insan haklarının kanunla korunabilmesiyle mümkündür. Yine o hürriyetlerin en büyük düşmanının istibdat olduğunu belirtir. Bu nedenle bütün hücum oklarını istibdada yöneltmiştir.
 
Bediüzzaman ve Namık Kemal:
Bediüzzaman’dan önce yaşayan Namık Kemal’in yaktığı hürriyet ateşine Bediüzzaman da destek verir. Bediüzzaman II. Meşrutiyetin ilanından on altı sene önce 1892 tarihinde daha henüz 14 yaşında iken Mardin’de Namık Kemal’in “Rüya” isimli makalesini okuyarak uyandığını ifade eder. “İnkılâptan on altı sene evvel, Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyasetteki muktesit mesleği bana gösterdi. O vakit meşhur Kemal’in “Rüya”sıyla uyandım” (Münazarat, 123) demektedir. Bediüzzaman burada “Siyasetteki muktesit mesleğin” istibdada karşı hak ve hürriyetleri müdafaa olduğunu ifade etmektedir. Çünkü rüya makalesi Hürriyetin ve gayretin önemini anlatmaktadır. Namık Kemal 1872 yılında gördüğü bir rüya üzerine “Rüyâ” isimli bir makale yazmıştır. Daha sonra bu makale defalarca basılarak yayınlanmıştır. “Rüya” makalesi Osmanlıca 32 sayfalık hacimli bir makaledir. Özetini daha sonra vermeye çalışacağız. (Rüya, Matbaay-ı İçtihat, 1908-İstanbul)
 
Bediüzzaman ile Namık Kemalin ortak yönleri vardır. Her ikisi de vatanperverdir, istibdada şiddetle karşı olup hürriyete âşıktırlar. Namık Kemal Hürriyet aşkına her nevi istibdat ve baskıya karşı direnmiştir. Bediüzzaman da “Ben ekmeksiz yaşarım ama hürriyetsiz yaşayamam” demiştir. Namık Kemal istibdada karşı olduğu için diyar diyar sürgüne gönderilmiş ve ömrünün 20 senesini sürgünlerde geçirmiştir. Bediüzzaman da aynı şekilde ömrünün yirmi üç senesini istibdada karşı verdiği mücadeleden dolayı sürgünlerde ve hapislerde geçirmiştir.
 
Bir diğer ortak yönleri de her ikisinin de Osmanlı’yı ihya etme çabaları ve “İttihad-ı İslam” idealini yaşatmalarıdır. Namık Kemal de Bediüzzaman gibi “İttihad-ı İslam ve Hürriyeti” siyasete alet edilmemesi ve tüm siyasilerin bu idealleri yaşatmalarını istemiş, belli bir fırkanın fikri olmaması gerektiğini dile getirmişler ve dünya menfaatine ve siyasetine alet edilmemesi gerektiğini savunmuşlardır. (Mustafa Nihat Özün, Namık Kemal ve İbret Gazetesi, 74)
 
Bediüzzaman’ı Namık Kemal’den ayıran en önemli özelliği Bediüzzaman’ın fiili siyaset ve siyaset adamları ile ilgilenmemesi daha çok “fikir odaklı” olmasıdır. Bediüzzaman hiçbir siyasinin şahsını ve organizasyonunu ve partisini hedef almamıştır. Namık Kemal ise daha çok şahıslar üzerinden siyaset yapmış, dönemin idarecilerini Sadrazamları ve özellikle de istibdat uyguladığı için Sultan Abdulhamid’i eleştirmiştir. Sürgünlerinin genel sebebi budur. Bediüzzaman ise “Ben sevad-ı azama tabiyim” diye halkın çoğunluğunu irşat ve ikaz görevi yapmış ne Meşrutiyet döneminde ve ne de Cumhuriyet döneminde partileri ve şahısları karşısına almamıştır. “Hükümete itiraz edenlerden ehl-i ifrat ile ehl-i tefrite rast geldim” (Münazarat, 123) diyerek genellikle Kanun-i Esasi ve hükümetin icraatlarını insafsızca eleştirenleri eleştirir. Dengeli ve orta bir yol takip etmekle beraber kendi fikir ve düşüncelerinden asla taviz vermez, herhangi bir şekilde yönetime de talip olmaz. İstediği hürriyet ve karşı olduğu şey ise her ne isim altında olursa olsun istibdattır. 
 
Bediüzzaman “siyasetteki muktesit meslek” dediği dengeli yaklaşımı ifrat ve tefrite düşmeden istikamet ve hakkaniyet üzere gitmektir. Bu konuda şu ifadeleri de çok enteresandır. “İstibdad kendini muhafaza etmek için herkese vesvese verdiği gibi beni inkılâptan on sene evvel aldattı ki ehl-i ihtilalin ekseri masondur. Lillahilhamd o vesvese bir iki sene zarfında zail oldu. Ta o vakitte anladım bizim ekser ahrarımız –hürriyetçilerimiz- mutekid Müslümanlardır.” (Münazarat, 124–125)
 
Namık Kemal “Hürriyet Kasidesi”ni havas için yazarken Bediüzzaman “Münazarat” isimli eserinde hürriyet ve istibdadın en geniş ve güzel tarifini yaparak “Hürriyet ve Demokrasi” dersini avama ders vermiştir. Bediüzzaman fazilet mücadelesini Namık Kemal’in “kâmilane söz” olarak işaret ettiği “Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhây-ı hürriyet // Çalış, idraki kaldır, muktedirsen âdemiyetten” mısrasını sözünün yerine, bu asrun yüzüne çarpmak için ben de derim “Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı hakikat? // Çalış, kalbi kaldır, muktedirsen âdemiyetten!” Veyahut “Ne mümkün zulm ile bîdâd ile imhâ-yı fazilet? // Çalış, vicdanı kaldır, muktedirsen âdemiyetten!” şeklinde yorumlamıştır.
 
Bediüzzaman hürriyetten önce iman üzerinde durur ve gerçek hürriyetin ancak imanlı fazilette mümkün olduğunu belirtir. “İmanlı fazilet, medar-ı tahakküm olmadığı gibi, sebeb-i istibdat da olamaz. Tahakküm ve tagallüb etmek faziletsizliktir. Ve bilhassa ehl-i faziletin en mühim meşrebi, acz ve fakr ve tevazu ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye karışmak tarzındadır. Lillâhilhamd, bu meşrep üstünde hayatımız gitmiş ve gidiyor” (Lem’alar, 175) buyurarak toplum içinde irşad görevini yapmanın gerçek fazilet olduğunu ifade ederek tahakküm ve istibdada karşı gerçek manada mücadelenin ancak imanın kalplerde hâkim olmasına bağlı olduğunu izah etmiştir. Bediüzzaman hazretleri bu nedenle “İman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar” (Münazarat, 59) buyurmuştur.
 
M.Ali KAYA
 
Eserleri:
1. İntibah
2. Cezmi
3. Celaleddin-i Harzemşah
4. Vatan Yahut Silistre
5. Zavallı Çocuk
6. Gülnihal
7. Karabelâ
8. Akif Bey
9. Tahrib-i Harabat
10. Evrak-ı Perişan
11. Devr-i İstilâ
12. Berika-i Zafer
13. Kanije Muhasarası
14. Tasvir-i Efkâr
15. Hürriyet
 
Kaynaklar:
1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Namık_Kemal
2. Bediüzzaman Said Nursi, Münazarat İstabul–1993
3. Latif Salihoğlu, Bediüzzaman’ın Hürriyetçi Dostları, Yeni Asya / 14–23 Mart 2006
Risale Talim Haber - QR code

Mobil cihazınızı okutun ve paylaşın.
Her türlü mobil cihazı desteklemektedir. (iOS, Android, Symbian)

Paylaş :
Etiketler :

 

HABER İLE İLGİLİ

1 Adet yorum yapıldı.

Münazarat
2013-01-10, 12:15:41, 94.54.5.169
Müşfik GEMİCİ;
Yazıda geçen; [...Bediüzzaman ...Mardin’de Namık Kemal’in “Rüya” isimli makalesini okuyarak uyandığını ifade eder. “İnkılâptan on altı sene evvel, Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyasetteki muktesit mesleği bana gösterdi. O vakit meşhur Kemal’in “Rüya”sıyla uyandım” (Münazarat) demektedir. Bediüzzaman burada “Siyasetteki muktesit mesleğin” istibdada karşı hak ve hürriyetleri müdafaa olduğunu ifade etmektedir. Çünkü rüya makalesi Hürriyetin ve gayretin önemini anlatmaktadır. ] ifadeleri ile: Münazarat adlı eserden yapılan üç cümlelik alıntıda, orijinal metinde son cümlenin başında yer alan “Hem, ta…” ibaresi çıkarılarak yapılan yorumdan, bu cümlelerin tamamının sanki sadece Namık Kemal’in Rüya adlı eseri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Oysa, söz konusu metnin aslı “…İnkılâptan on altı sene evvel, Mardin cihetlerinde, beni hakka irşad eden bir zâta rast geldim. Siyasetteki muktesit mesleği bana gösterdi. Hem, ta o vakitte, meşhur Kemâl’in “Rüyâ”sıyla uyandım.” şeklindedir. Bu cümlelerde iki farklı unsur vardır: Birinci unsur, ilk iki cümlede ifade edilen; Mardin tarafında bir kişiyle karşılaştığı ve o kişinin kendisini hakka irşat ettiği ve siyasette muktesit mesleğini gösterdiğidir. İkinci unsur ise, yine aynı vakitte Rüya adlı eseri okuduğu ve ondan etkilendiğidir. Adı geçen eserde açıkça ifade edilmemekle birlikte; çeşitli kaynaklardan anlaşılan, karşılaştığı kişinin muhtemelen Cemalettin Afgani’nin bir talebesi olduğu yönündedir. İrşad konusu da çok büyük bir ihtimalle “İttihad-ı İslam” meselesidir. Yaşı itibariyle o dönemde bir arayış içinde olan Bediüzzaman, fikrî açıdan terakki ile bölgesel endişelerden çıkıp, tüm İslam alemini kapsayan tarzda İttihad-ı İslam vizyonuna sahip olmuştur. Burada “siyasette muktesit mesleğin” den kasıt; siyasette aşırılıklardan sıyrılıp, daha mutedil davranmak ve bölgesel bazlı çıkışlar yerine tüm İslam alemini kucaklayan, kapsayıcı ve birleştirici olmak, şeklinde anlaşılabilir. N. Kemal’in Rüya adlı eserinin etkisinin ise meşruti fikirleri benimsemesi şeklinde açıklanabilir. Burada diğer önemli bir nokta; o zamanki Mardin Valisinin keyfi ve hukuksuz icraati ile halka zulmetmesini gören Bediüzzaman'ın muhtemeldir ki, mevcut monarşik sisteme (Padişahlık idaresi) muhalif düşüncelere sahip olması ve arayış içine girmesidir. Bilindiği gibi; N. Kemal, güçlü kalemi ile pek çok kişiyi etkilemiştir. Bunlar arasında M. Kemal de vardır. "Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini? " mısralarına karşılık; "Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini!" sözleri meşhurdur. Netice itibariyle; değerli Yazarın, acizane ifadelerimi eleştiri olarak değil de naçiz bir katkı olarak kabul etmesi umuduyla, çalışmalarında başarılar dilerim. Selam ve Saygıyla.

Facebook İle Yorum Yap

Twitter'dan Takip Et!

Yazarın Diğer Haberleri

2014-10-26, 10:23:12
2014-10-18, 12:45:18
2014-10-04, 08:11:48
2014-09-27, 10:46:49
2014-09-24, 18:38:43
2014-09-20, 09:09:04
2014-09-13, 15:57:53
2014-09-06, 10:59:20
2014-09-01, 21:45:40
2014-08-23, 07:22:49
2014-08-16, 10:16:08
2014-08-10, 13:52:27
2014-07-26, 14:35:30
2014-07-22, 11:37:24
2014-07-15, 12:04:35
2014-06-30, 11:45:32
2014-06-23, 09:34:59
2014-06-16, 09:36:08
2014-06-09, 13:36:23
2014-06-06, 13:14:57
2014-05-26, 12:55:45
2014-05-16, 08:30:36
2014-05-03, 07:38:54
2014-04-26, 13:17:39
2014-04-06, 22:58:03
2014-03-29, 08:18:46
2014-03-23, 15:54:50
2014-03-15, 20:16:15
2014-03-08, 19:43:25
2014-03-01, 07:45:01
2014-02-23, 13:29:22
2014-02-15, 10:04:20
2014-02-10, 22:19:00
2014-01-26, 14:32:21
2014-01-18, 10:29:59
2014-01-11, 09:13:18
2014-01-06, 09:40:35
2014-01-01, 14:19:35
2013-12-23, 08:27:53
2013-12-14, 16:28:15
2013-12-07, 21:42:56
2013-11-30, 11:09:40
2013-11-23, 08:21:46
2013-11-16, 11:36:35
2013-11-10, 23:03:23
2013-10-21, 09:03:45
2013-10-19, 15:51:39
2013-10-13, 11:55:08
2013-09-17, 09:23:31
2013-09-10, 14:48:35
2013-09-05, 22:04:07
2013-09-03, 08:24:10
2013-08-28, 12:24:23
2013-08-17, 09:37:25
2013-08-06, 11:18:48
2013-08-05, 10:36:41
2013-07-29, 18:40:31
2013-07-28, 10:40:21
2013-07-25, 10:42:23
2013-07-22, 12:20:45
2013-07-09, 10:55:10
2013-07-02, 21:58:33
2013-06-23, 11:18:14
2013-06-10, 10:40:51
2013-06-02, 21:30:39
2013-05-22, 12:09:51
2013-05-01, 15:51:42
2013-04-16, 18:21:38
2013-04-08, 09:23:09
2013-03-30, 15:44:10
2013-03-25, 11:26:43
2013-03-21, 08:23:50
2013-03-19, 06:25:52
2013-03-17, 01:01:57
2013-03-11, 09:51:33
2013-03-09, 19:38:34
2013-03-05, 09:17:56
2013-03-03, 11:15:10
2013-02-22, 09:14:38
2013-02-01, 00:22:24
2013-02-15, 00:20:07
2013-02-05, 00:19:35
2013-01-25, 09:16:57
2013-01-25, 00:58:33
2013-01-22, 00:53:36
2013-01-18, 13:25:57
2013-01-14, 01:28:54
2013-01-12, 00:21:33
2013-01-03, 10:34:30
2012-12-31, 00:22:37
2012-12-26, 08:24:00
2012-12-24, 00:26:05
2012-12-20, 10:36:55
2012-12-14, 08:45:51
2012-12-13, 00:48:12
2012-12-11, 00:17:20
2012-12-05, 10:39:03
2012-11-27, 19:12:48
2012-11-27, 00:21:54
2012-11-26, 00:14:38
2012-11-24, 00:12:32
2012-11-22, 00:44:49
2012-11-20, 00:12:50
2012-11-17, 17:33:51
2012-11-14, 09:13:52
2012-11-12, 09:54:42
2012-11-09, 09:22:41
2012-11-07, 09:37:03
2012-11-02, 22:21:38
2012-11-02, 09:30:32
2012-10-30, 18:32:19
2012-10-24, 20:56:16
2012-10-17, 18:57:04
2012-10-13, 16:06:49
2012-10-03, 10:58:59
2012-09-23, 14:33:12
2012-09-19, 21:59:15
2012-09-14, 14:28:59
2012-09-11, 14:36:50
2012-09-07, 14:12:20
2012-09-04, 16:06:59
2012-09-02, 12:36:17
2012-08-29, 11:32:44
2012-08-25, 11:25:43
2012-08-18, 03:59:01
2012-08-14, 12:20:51
2012-08-13, 11:02:44
2012-08-12, 00:21:38
2012-08-08, 10:28:03
2012-08-06, 11:58:14
2012-07-30, 09:13:11
2012-07-29, 10:36:33
2012-07-28, 19:19:08
2012-07-26, 10:06:06
2012-06-17, 17:49:12
2012-06-13, 20:50:02
2012-06-05, 14:14:14
2012-05-31, 05:20:48
2012-05-28, 14:58:52

Kategorilerden Diğer Haberler

RİSALE TALİM YAZARLARI
YENİ ASYA YAZARLARI
EN ÇOK OKUNAN HABERLER
EN ÇOK YORUMLANAN HABERLER
RİSALE TALİM FORUM'DAN BAŞLIKLAR
ARŞİV'DEN HABERLER
ANKET
Risâle Tâlim Haber Sitemizi Nasıl Buldunuz?
  • Çok Güzel
  • Güzel
  • Daha İyi Olabilirdi

GÜNÜN KARİKATÜRÜ


Tarih : 31.10.2014


Site Haritası RSS Beslemeleri